Tüp Mide Ameliyatı Ve Obezite İle Mücadele

Kronik bir rahatsızlık olan obezite, vücut yağ kitlesinin yağsız vücut kitlesine oranla artmasıdır. Çağımızın en büyük hastalıklarından biri olan obezite tüm dünyayı tehdit ediyor. Düzensiz beslenme, fiziksel aktivitelerdeki düşüş sebebi ile obezite ile mücadele günümüzde daha da önemli hale gelmiştir. Hekimler tarafından obezite ile mücadele kapsamında yeterli ve dengeli beslenme, egzersiz yapma önerilmektedir. Bazı durumlarda obezite hastalığında cerrahi tedavilere başvurulur. Tüp mide ameliyatı en yaygın gerçekleştirilen obezite ameliyatıdır.  

Obezite İle Mücadele

Obezite Nasıl Hesaplanır?

Obezite kişilerin mevcut kilolarının yaş ve boylarına göre beklenenden çok yüksek olmasına denir. Obezite ile mücadele de hangi hastaların obez kabul edildiği de bilinmelidir. Obezite hesaplanırken hastanın kilosu boy değerinin karesine bölünür (kg/ m²) ve sonuç vücut kitle indeksini verir. Bu ölçümde esas alınan referans noktası dünya sağlık örgütünün (WHO) belirlediği ölçümdür. Buna göre;

  • 25-29,9 kg/m. arası: Aşırı kilolu
  • 30-39,9 kg/m. arasında olanlar: Obez
  • 40 kg/m’nin üzerinde olanlar ise: Şiddetli obez (morbid obez) olarak sınıflandırılır.

Obezite Nelere Yol Açar?

Bu hastalık morbid obez aşamasına geçtikten sonra hastaların diyet veya spor ile kilo kaybetmeleri maalesef mümkün değildir. Hastalar genellikle bu kilolardan çeşitli ilaçlar kurtulmaya çalışırlar ancak bu yöntemlerle kaybedilen kilolar çok hızlı bir şekilde geri alınmaktadır. Sonuç olarak obezite hastalığının cerrahi müdahale dışında bir çözümü bulunmamaktadır.  

Obezite ile mücadele edilmediği takdirde diğer bağlı rahatsızlıklar da (koroner kalp hastalığı, tip 2 diyabet, insülin direnci, uyku apne sendromu, kemiklerde kireçlenme ve romatizma, karaciğer yağlanması, safra kesesi taşı vb.) ortaya çıkabilir. Vücut sistemine verdiği zararların yanında psikolojik olarak da ruh sağlığında açtığı derin hasarlar ciddi önem taşır.

Obezite hastaları fazla kilolarından dolayı özgüvensiz hisseder ve değersizlik duygusuna kapılırlar. Sosyal hayattan uzaklaşır ve kendi izole alanlarında mutsuz bir hayat yaşamaya başlarlar. Bu izolasyon depresif ruh halinin ve  obezitenin ilerlemesine ivme kazandırır. Geçmişte yaşanan üzücü deneyimler, yanlış ilaç tedavileri ve sonuçsuz kalan zayıflama girişimleri de hastaların iyileşebileceklerine olan inançlarını kaybetmelerine neden olan önemli faktörlerdir. Hastaların vakit kaybetmeden obezite ile mücadele etmeye başlaması, karamsarlıktan kurtulup tedavi olmaları gerekir.

Obezite İle Mücadele

Tüp Mide Ameliyatı (Gastrik Sleeve)

Neyse ki günümüzde ilerleyen tıp ile birlikte obezite için kalıcı ve kesin tedavi yöntemleri geliştirilmiştir, bu operasyonların en etkili olanı tüp mide ameliyatıdır. Tüp mide ameliyatı (gastrik sleeve) yani ”mide küçültme ameliyatı” kapalı olarak yapılan bir cerrahi operasyondur. Mide üzerinde küçük kesiler ile delikler açılarak bu deliklerden kamera yardımıyla midenin %80,85 oranında alınması şeklinde gerçekleşir.

Bu ameliyat kapalı yöntemlerle yapıldığı için sonrasında herhangi bir ağrı, enfeksiyon, fıtık gibi şikayetler gerçekleşmez. Tüp mide ameliyatında mide ince uzun, daraltılmış bir forma sokulur. Geriye kalan midenin %80’lik kısmı laparoskopik yöntemle çıkarılır. Daraltılmış mide ile gıda alımı kısıtlanır ve sürekli açlık hissi ortadan kalkar. En önemli avantajı ise diğer mide küçültme ameliyatlarında ömür boyu kullanılmak zorunda olan vitamin, mineral takviyesine gerek kalmaz. Tüp mide revizyon olduğu için Tüp mide ameliyatı sonrası yani tedavi bittikten ve amaca ulaşıldıktan sonra hasta isterse midede düzeltmeler yapılabilir.

Obezite İle Mücadele

Mide Küçültme Ameliyatının Önemi

Tip 2 diyabet ile doğrudan bağlantılı olan obezite tüp mide ameliyatı sonrası daha kilo kaybı başlamadan bile insülin direncin de normal seyirler gözlenmeye başlanır. Başta diyabet olmak üzere diğer rahatsızlıkları önlemede ve tedavi etmede mide küçültme ameliyatlarının önemi büyüktür. Yaklaşık 1,5 saat süren ameliyat sonrası hastalar 3 veya 4 gün kadar hastanede gözetim altında tutulur. 5 haftalık sıvı, püre ve yumuşak gıdalar ile başlayan diyet programı başarılı bir şekilde devam ettirildiği taktirde hastalar normal besinler tüketmeye başlayabilir.

 



Bir cevap yazın